Başarılı İnsanlar Büyük Değil Küçük Düşünür. Neden Mi?

Yazar: Güliz Başak Özkan

Başarıya giden yolda küçük küçük adımlar atmak gerekir. Büyük adımlar, seni hayal kırıklığına uğratmaktan başka bir işe yaramaz.

TakingDictation.com'da Copywriter olan Wanda Thibodeaux, başarılı olmak isteyen insanların neden büyük değil de küçük düşünmesi gerektiğini şöyle açıklıyor:

Birkaç hafta önce bir meslektaşım, yatırımcılara pek de gerçekçi olmayan projeler ve hedefler sunan birçok küçük şirket olduğu hakkında bir yorum yaptı. Bunun nedeni, bir şirketin ne getireceğini tahmin etmenin başlı başına bir zorluktur.

Örneğin; temel varsayımlar her zaman mükemmel değildir ve piyasa tahminleri her zaman belirli nişlerin resmini vermez.
Fakat nedenlerin bir kısmı da süregelen karşındakini etkileme isteğine dayanıyor. “Ya büyük oyna ya da hiç oynama” kavramı herkesin aklına kazınmış ve aynı zamanda öyle bir rekabet ortamı var ki kendini mükemmelmiş gibi göstermezsen yatırımcıları kaçıracakmışsın gibi bir algı var.

Elbette, deneyimli yatırımcılar her zaman gerçek bir temele sahip alışılagelmişin dışında bir proje görmeyi umuyorlar. Ancak çoğu yeni şirketin bunu sağlayamadığını anlıyorlar. Bu yüzden onlara çılgınca bir rakam verdiğinde, genellikle etkilenmezler. Sonuç olarak da yaptıklarını daha fazla eleştirecekler ve iddia ettiklerini gerçekleştirmen için seni daha da zorlayacaklar.

Ancak bu sorun, sadece pazarın gördüğü alanlarda değil. Yukarıda belirtildiği gibi hedeflerde de bu problem mevcut. Pazara açıldığın anda merdivenin en üst basamağına bakıyorsun ve başarıya ulaşmanın yöntemleri, koşulları yerine sadece istersen ulaşabileceğin bilgisi öğretildiği için oraya sıçramaya çalışırken yüzüstü yere çakılıyorsun. Sonrasında da cesaretini yitiriyorsun, üzülüyorsun, çabalamayı bırakıyorsun veya suçu yanlış yerlerde arıyorsun, ki bunlar iyi bir liderliğin işareti değiller.

Bu, başarı basamaklarını tırmanamayacağın anlamına gelmiyor tabii. Sadece en üst basamağa ulaşmak için sıçramak yerine tırmanman gerek. Bir uçurumu değerlendiren dağcı gibi gerçekçi olmalısın ve istediğin yere ulaşmak için gerekli değişkenleri görmelisin. Yola çıkmadan önce kafanda rotanı planla. Başladığındaysa, geriye kalan 3,294 adımı düşünmek yerine teker teker basmaya odaklan. Hızını ayarlayıp adımlarını tekrarla. Ve günün sonunda, arkana baktığında başardıklarını kimse inkar edemez.

Peki büyük resmin içindeki küçük hedeflere odaklanmak neden bu kadar iyi? Çünkü insan alışkanlıklara bağlı yaşar. Bildiğin sınırlar içerisinde kalmak inanılmaz rahat hissettiriyor. Kaynar su hikayesindeki kurbağayı hatırla. Kurbağayı su çok sıcakken içeriye koyarsan dışarı fırlar (veya insanların durumunda, hedeften cayar). Kurbağayı normal suya koy ve yavaşça ısıt, pişene kadar kalır. Elbette amaç bir şeyleri pişirmek değil, ancak kurbağa gibi yeterince küçük değişimlere şok olmadan yolunda ilerlemeye devam edebilirsin.

Dünya daha hızlı ilerlemeni, daha büyük olmanı söyleyecektir. Ancak en büyük kazananlar, beyinlerini kısa mesafeler kullanarak maratona hazırlanmak için kandırabilenlerdir. Ne istediklerini ya da nelerin karşılarına çıkabileceğini umursuyorlar, ama yola çıkmışken 30 metre veya yıl sonrası hakkında endişelenmiyorlar. Onlar sadece önlerindeki ağacı kesmeye odaklanıyorlar ve bittiğinde baltalarını bileyip bir sonrakine geçiyorlar. Aynısını yapabilirsin. Seçtiğin yol ise tamamen sana kalmış.

En iyi yeteneklerin kariyer platformu toptalent.co'ya üye ol, Türkiye'nin ve dünyanın en iyi şirketlerinin iş, staj ve kariyer fırsatlarını keşfet.


İLGİNİ ÇEKEBİLECEK İŞ İLANLARI

POPÜLER MAKALELER

bimilim