Duygusal Zekanızı Geliştirmenin 9 Yolu

Yazar: Büşra Ercan

Yapılan araştırmalar en iyi performansa sahip üst kademelerin (tam olarak % 90’nının) yüksek duygusal zekaya sahip insanlarla dolu olduğunu ortaya koymuştur. Duygusal olarak zeki olan insanların sakin, hoşnut ve kontrollü kalabilmek için nelerden kaçındıklarını bulmaya çalışmak performansı artırmanın da yolunu gösterebilir.

Aşağıdaki liste kapsamlı olmasa da, size duygusal zekanızı ve performansınızı artırmak için kaçınmanız gereken 9 anahtar özelliği sunuyor.

1. Kimsenin keyiflerini kaçırmasına izin vermezler.

Ne zamanki memnuniyet ve tatmin duyunuz kendinizi başkalarıyla karşılaştırmanızdan kaynaklanırsa, o zaman kendi mutluluğunuzun efendisi olmazsınız. Duygusal olarak zeki olan insanlar yaptıkları bir şeyle ilgili iyi hissettiklerinde, kimsenin fikrinin ya da başarısının bunu onlardan almasına izin vermezler.

Başkalarının sizin hakkınızdaki düşüncelerine arkanızı dönmeniz imkansız olsa da, kendinizi başkalarıyla karşılaştırmak zorunda değilsiniz ve her zaman insanların düşüncelerini bir tuz tanesi kadar alabilirsiniz. Bu sayede insanları ne düşünürlerse düşünsünler ya da ne yaparlarsa yapsınlar, kendi öz saygınız içinizden gelir. Herhangi bir zamanda insanların sizinle ilgili ne düşündüklerinde bakmadan bir şey kesindir: asla onların söylediği kadar iyi ya da kötü değilsinizdir.

2. Onlar unutmazlar.

Duygusal olarak zeki olan insanlar kolayca unuturlar ama bu onların gerçekten unuttukları anlamına gelmez. Affetmek ne olup bitmişse bunu bırakıp devam etmeyi gerektirir. Bu size karşı bir kabahat işlemiş bir kişiye ikinci bir şans vermek değildir. Duygusal yönden zeki olan insanlar başkalarının hatalarıyla gereksiz yere çıkmaz girmek konusunda gönülsüzdür, dolayısıyla kolayca bırakırlar ve kendilerini gelecekte olası bir zarardan korurlar.

3. Onlar savaşta ölmezler.

Duygusal yönden akıllı olan insanlar başka bir günde tekrardan savaşabilmek için yaşamalarının önemli olduğunu bilirler. Kontrolsüz duygular ciddi anlamda zarar görebileceğiniz bir savaşta kendi kuyunuzu kazmanıza sebep olabilir. Duygularınızı okuduğunuzda ve onlara ve cevap verdiğinizde savaşlarınızı akıllıca seçebilir ve sadece zamanı geldiğinde savaş alanında dikilirsiniz.

4. Mükemmeliyete öncelik vermezler.

Duygusal olarak zeki olan insanlar mükemmelliği hedefleri haline getirmezler çünkü öyle bir şey olmadığını bilirler. İnsanoğlu doğası gereği hata yapabilir. Mükemmellik hedefiniz haline geldiğinde her zaman rahatsız edici bir başarısızlık hissi ile baş başa kalırsınız ve neleri başarabileceğinizin tadına varmak yerine kendinizi başarısızlığınız için üzülürken bulursunuz.

 5. Geçmişte yaşamazlar.

Başarısızlık özgüveninizi bozabilir ve gelecekte iyi şeyler başarabileceğinize inanmanızı zorlaştırabilir. Çoğu zaman başarısızlık risk almak veya kolay olmayan bir şeyi başarmaya çalışmaktan kaynaklanabilir. Duygusal olarak zeki olan insanlar, başarının sırrının başarısızlığın küllerinden doğmakta olduğunu bilir ve geçmişte yaşarken bunu yapamazlar. Başarmaya değer bir şey bazı riskleri almayı gerektirir ve başarısızlığın sizi başarı yolunda yeteneğinize inanmanıza engel olmasına izin veremezsiniz. Geçmişte yaşadığınız zaman, gerçekte olan şey, geçmişiniz bugününüz haline gelir ve bu da ilerlemenize engel olur.

6. Problemlerin üzerinde durmazlar.

Nereye odaklandığınız duygusal durumunuzu belirler. Karşılaştığınız sorunları düzelttiğinizde, performansınızı kısıtlayacak olumsuz duygular ve stres yaratırsınız. Kendinizi ve koşulları iyileştirmek için eylemler üzerine odaklandığınızda bir kişisel etkinlik duygusu yaratırsınız ki bu duygu olumlu duygular üretir ve performansınız yükselir. Duygusal akıllı olan insanlar problemler üzerinde fazla durmazlar çünkü çözümlere odaklandıkları zaman daha verimli olacaklarını bilirler.

7. Olumsuz insanların etrafında durmazlar.

Sürekli şikayet edenler kötü haber demektir çünkü sürekli kendi problemlerinde debelenip dururlar ve çözümlere odaklanmak konusunda sınıfta kalırlar. İnsanların kendilerine acıma partilerine katılmalarını isterler böylece kendilerini daha iyi hissederler. İnsanlar çoğunlukla bu tarz insanların şikayetlerini dinlemek zorundaymış gibi hissederler çünkü duyarsız ya da kaba birisiymiş izlenimi uyandırmak istemezler. Ancak sempatik bir kulak vermekle negatif duygusallığın içerisine sürüklenme arasında çok ince bir çizgi vardır. Sınırlarınızı belirleyerek ve gerektiğinde kendinizden uzak tutarak içeri çekilmenizi önleyebilirsiniz. Şu şekilde düşünün, eğer birisi sigara içiyorsa, tüm öğleden sonra sigara dumanını içinize çekerek o kişinin yanında oturur musunuz? Kendinizi uzaklaştırırsınız ve aynı şeyi sürekli şikayet eden insanlar için de yapın. En iyi yol şikayet eden kişiye bu durumu nasıl düzeltmeyi düşündüğünü sormaktır. Sonrasında ya sessizleşecektir ya da konuşmayı daha üretken bir tarafa doğru yönlendirecektir.

8. Kin tutmazlar.

Kin tutmayla birlikte hissedilen olumsuz duygular alında birer stres tepkisidir.  Sadece olaylara dahil olmak bile vücudunuza savaş ya da kaç sinyalleri yollar. Bir tehdit çok yakında olduğu zaman bu tepki hayatta kalmak için şarttır. Ancak bir tehdit çok geçmişte kalmışsa, bu stresi devam ettirmek vücudunuza hasar verir ve zamanla yıkıcı sağlık sonuçlarına sebebiyet verebilir.  Gerçekten, Emory Üniversitesindeki araştırmacılar strese uzun süre tutunmak yüksek kan şekerine ve kalp hastalıklarına yol açtığını bulmuşlardır. Kin tutmak demek uzun süre stresli olmanız demek ve duygusal olarak zeki olan insanlar bundan ve sonuçlarından nasıl kaçınacaklarını bilirler. Tutulan kinlerden vazgeçmeyi öğrenmek sizi sadece iyi hissettirmekle kalmaz aynı zamanda sağlığınızı da iyileştirebilir.

9. Gerçekten istemedikleri sürece evet demezler.

Berkeley’de Kaliforniya Üniversitesinde yürütülen bir çalışmaya göre hayır demekte ne kadar zorlanırsanız stres, tükenmişlik ve hatta depresyon yaşamanız o kadar olasıdır. Hayır demek gerçekte birçok insan için başlıca zorluklardan birisidir. “Hayır” o kadar güçlü bir kelimedir ki kullanmaktan asla korkmamalısınız. Hayır deme zamanı geldiğinde, duygusal olarak zeki olan insanlar “Yapabileceğimi sanmıyorum.” ya da “Emin değilim.” gibi ifadelerle kaçınırlar. Yeni bir söze hayır demek eskiden verilmiş sözleri onurlandırır ve size onları başarıyla yerine getirmek için bir fırsat verir.


POPÜLER MAKALELER

bimilim