Evet, Tüm Şartları Yerine Getirdim! Artık Level Atlamalıyım!

Yazar: Toptalent

Bu yazımda yeni nesil çalışanların sürekli yükselme isteği nasıl tetikleniyor kendi bakış açım ile bundan kısaca bahsetmek istiyorum. Bu yazı, “Fırlatma Öncesi Tüm Sistemler Hazır mı?” isimli yazımda bahsettiğim meşhur terfi sistemi ile direk alakalı ve devamı niteliğinde.

Evet devam, o işe aldığın yeni yetenek (yeni nesil, genç yetenek, discover) 15 yaşında iş kurabilecek potansiyele vizyona sahip genç yeteneğe ne diyor terfi sistemi: ‘sen 2 sene sonra ancak kıdemli uzman, bir 2-3 sene sonra yönetici, sonra müdür, sonra kıdemlisi, ve devamı olabilirsin’ diyor. “Ben demiyorum ama sistem diyor” diyenleri duyuyorum. Evet allahtan sistem diye birisi var, demesek de bu genç yetenek bunu içeride çalışırken görüyor, öğreniyor

O kadar üretken ve istekli ki aslında, yaratmaya, yapmaya odaklı. Bu TUTKU durduğu yerde nasıl durabilir, hele de başarılı ise, ve bu başarısı takdir görüyor, ve en önemlisi kendisi de bunun farkındaysa, o zaman daha fazla sorumluluk almak için atılıyor!…

wow

…daha fazla yapabilmek, oldurmak, daha fazla başarmak için istiyor. Neyi istiyor peki; tabiki bir üst rol, pozisyon, daha geniş sorumluluk alanı.

Tüm bunlar bana son zamanlarda ilgilendiğim ve hatta hırslanıp Pensilvanya Üniversitesinde Gamification sertifikasyonuna yazılmama sebep olan konuyu hatırlatıyor… evet OYUN OYNAMAK

Burada uzun uzun anlatmayacağım ama, tutkulu olarak oynanan oyunların temelinde bizi alıp götüren, bizi motive eden dolayısı ile sürekli oynamamızı tetikleyen temel faktörler var En temeli de REKABET, BAŞARI, STATÜ ile kendini ifade etme isteği.

Evet yeni nesil’i anlamak için önce onların oynadıkları oyunları anlamak çok iyi bir aksiyon olabilir. Hatta ben olsam mülakatlarda muhakkak oynadıkları oyunları sorarım ve anlamaya çalışırım onların neyi motive ettiğini…çok tutkulu cevap veren varsa emin olun, o kişi bunu şirkette de yansıtacak.

Bir düşünün; ne oyun olduğu önemli değil aslında. Oyun oynayanlar da bunu bilinçli yapmıyor, otomatik bir davranış ve olma durumu var ve bilinçli olmadığı için de buradaki analiz çok gerçekçi bence.

Neden mi? Çünkü bilinçsiz yeterlilik düzeyinde artık bir konunun en üst seviyede uygulayıcısıyızdır, öğrenme tamamlanmıştır, konfor alanındayızdır, olduğumuz gibiyizdir, akıştayız’dır. Mesela bisikleti kullanmak gibi.

Oyunlarda ne var? Başarmak, level atlamak, yükselmek, statü kazanmak ve çevreni, paranı her neyse biriktirilecek, biriktirmek ve çoğaltmak, zenginleştirmek. Level atlamak için biriktirilmesi gerekenleri biriktirdikten sonra yine bunları kullanarak bir level daha atlamak, bunun için gerekirse yarışmak, savaşmak ve kazanmak.

Genç yeteneğimiz, hayatta ve iş’de de level atlamak istiyor, çünkü doğduğundan beri bebekken yemek yedirirken dahi oyunun içinde, çocukken öğrenirken oyun, o yılda 40 Bin lira verip gönderdiğimiz ana okullarında, ilk okullarda, hep bir yarış halinde öğrenme ve oyun. Aferin almalıyım, çak bir eller havaya, süpersin, hep bir statü kazanma isteği.

E bu kişi, İŞ HAYATINA gelince birden kesilecek mi bu ihtiyaç. Yerine ne koydu ki? Şirkette de bir yarış, performans göstermeliyim, statüler level ne varsa toplamalıyım. Sonuç Hayat’ı ve İŞ’i bir oyun gibi algılama.

Buraya kadar yazdıklarımı değiştirmemiz imkansız, zaten değiştirelim değil bu yazının amacı. Amaç bunun farkında olalım, bunu bilerek yaklaşalım genç yeteneklere, VE EN ÖNEMLİSİ bunları bilerek sistemlerimizi gözden geçirelim, beklentilerimizi yeniden şekillendirelim bu nesilden.

AMAÇ; iş hayatının beklentilerini, yeni nesil yeteneklerin anlayabileceği şekle sokmak. Bunu ancak, yaşayan gerçekçi sistemler ile yapabilir İK Profesyonelleri.

Biz de İK’cılar olarak bu çocukların önüne koyduk mu sistemi, kuralları, YANİ ASLINDA OYUN’u nasıl oynayacaklarının kurallarını!

E O ZAMAN , YENİ NESİL ne yapıyor? Oyunu çözdükten sonra, level nasıl atlanır şirkette bakıyor ve buluyor cevabı, TERFİ EDEREK

Bu nedenle, saatine bakıyor. Oyun oynarken biriktirdiği oyun içindeki değerli araç gereçler, elmaslar, her ne ise. İş hayatında “Tecrübe ve zaman oluyor” biriktirilmesi gereken değerli materyaller, bilgiler…

VE Oyunun kuralları genel de TECRÜBE, BİLGİ ve KIDEM olunca

Zamanının dolduğuna inanan çalışan yeni nesil, saatine bakarak, “zamanım doldu artık başarılarımı elde ettim, tecrübelendim, sene olarak da yeteri kadar bekledim, E nerede benim ödülüm yani Yeni LEVEL’ım”

YANİ, “EY Müdürüm BEN NE ZAMAN TERFİ EDECEĞİM” diyor.

Yöneticiler de kendi aralarında konuşuyor, “ay bu yeni nesil hiç sabırlı değil, biz böyle miydik, çok çalıştık, hatta ben ilk terfimi 7 sene de aldım”

Şimdi soruyorum, bu yaklaşım ile yeni neslin iş hayatında mutlu, başarılı ve üretken olması mümkün mü?

Bu nedenle de, bu çocukları anlamayan konvansiyonel terfi sistemleri ile bir yere gitmek, yani şirket olarak beklenen atılımı yapmak, akıntıya ters yüzmek gibi bir şey.


bimilim