Hayatın Kontrolünü Ele Geçirin

Yazar: Güliz Başak Özkan

Önünüzde dört gerçek var. Birincisi, kararsızlığınız sizin en büyük tehdidinizdir. İkincisi, çoğu insan hayatın akışında sürüklenir, yani dışarıdaki koşullar yaşamlarında nereye gittiklerini belirler ve bu insanlar akıllarına ya da hayatlarına hâkim olamazlar. Üçüncüsü, herhangi bir büyük başarıdan önce yenilgiyi tadacaksınız. Dördüncüsü, zihninizin kontrolünü ele aldığınızda, düşüncelerinizin yapısının mevcut potansiyelinizi yansıttığının farkına varırsınız.

“The Devil Outwitting” adlı kitabında Napolyon Hill, tamamen kendi inanç ve amaçlarının dışında çalışan “diğer benliği” ile yaptığı görüşmeyi anlatır. Bu ikilinin arasında korku veya kuşkuya yer yoktu. Bu diğer benlik, birkaç ay süren bir depresyonun ardından Hill’in hayatını eline aldı. Hill, ne kadar cesur veya cüretkâr olursa olsun, diğer benliğinden gelen tavsiyeleri kelimesi kelimesine, sorgulamaksızın dinledi. Diğer benliği ona kitaplarını yayınlamada kimden mali yardım isteyeceğini, ödeyemeyecek durumda olmasına rağmen otellerin birinci sınıf süitleri için rezervasyon yapmasını ve hemen uygulayabileceği parlak kariyer tavsiyelerini söyledi.

Kişisel ve iş hayatında dibe vurmuş olan Hill, sonsuz güce sahip olduğu bir düşünce yapısına erişti. Çağının en başarılı insanlarıyla röportaj yaparak 25 yıldan fazla zaman geçirmişti, fakat başkalarının konuştuğu bu düşünce yapısını asla kendini deneyimlememişti. Şimdi ise bu insanlardan öğrendiği her şeyi doğrulayan bir deneyim yaşıyordu.

Diğer benliğiyle karşılaşan tek insan Hill değil. Tony Robbins bu düşünce yapısını üç bölümlü bir süreç olarak açıklıyor:

Tutkulu bir halde iken bir karar verin: Kararlarınızı tutkulu iken vermezseniz, kararlarınız zayıf ve küçük olacaktır. Kararlarınızı açık ve düzenli bir zihinde yaptığınızda, kendinizi daha yüksek bir yörüngeye yerleştireceksiniz. 

Bu karara bağlanın: Bir karara bağlanmak, bir işi sonuna kadar görmek demektir. Yani kendinize kaçış şansı tanımıyorsunuz. Daha az dikkat dağıtıcı yollardan ilerlemeye olanak vermiyorsunuz. Kararınız kesin ve bu noktadan geri dönüş yok.
Karar verdiğiniz şeyin gerçekleşeceğine kesinmiş gibi davranın: Bir karar verdiğinizde bağlılığınız, özellikle zor zamanlarınızda, geleceğinizi görmenizi sağlar. Bağlılığınız kesinse bu karar içinize sinmiş ve gerçek hayatta da uygulanacaktır demektir. 

Michael Jordan bir keresinde “Bir karar verdikten sonra, üzerine bir daha asla düşünmedim.” demişti. Bu seviyeye çok az insan ulaşabilir. Çoğu insanın bağlılık ile inanılmaz zayıf bir ilişkisi vardır. İnsanlar her zaman kendilerine verdikleri sözleri kırıp sürekli kendilerine yalan söylerler. Çoğu insan kararlarına sadık kalamayacağını bildiğinden bağlılıklardan korkar. Söylediğinizi yapmak için kendinize güvenemediğiniz sürece gerçek kararlar vermeyeceksiniz. Aksine, zayıf ve güçsüz bir durum olan kararsızlıkların içinde yaşayacaksınız. 

Eğer bu yazıyı okuyup kendinizi geliştirmek istiyorsanız size bir meydan okuma: Bugün bir karar verin. Yapmak istediğiniz ya da uzun zamandır yapmayı planladığınız bir şey olsun. O şeyi yapmaya çalışın. Yapmanız için gereken gücün halihazırda içinizde olduğunu kabul edin (aksi takdirde zaten en başından beri bu kararı verememeniz içinizi kemirmeyecekti.)

Araştırmalar insanların bir taahhütte bulundukları zaman, “tutarlı” olarak görülme isteklerinin yaptıkları bağlılığa göre hareket etmeye yönlendirdiğini bulmuştur. Örneğin, bir çalışma, kamuya açık bir şekilde geri dönüşümü desteklediklerini açıklayan kişilerin devamlılıklarının açıklamayanlardan çok daha yüksek olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Bir taahhütte bulunduğunuzda, yeni davranışlarınızla uyumlu bir öz-kavram geliştirirsiniz. Bu algısal değişim, yeni davranışlarınızla uyumlu olan bilgileriniz, değerleriniz ve tutumlarınızdır. Bu nedenle, tutarlı olarak görülme isteğiniz (önce başkalarına ve daha sonra kendinize) kendinizi nasıl gördüğünüzü değiştirir. Yaptığınız bağlılığa göre kendinizi görmeye başlıyorsun. Sonunda, davranışınız bağlılığınız ile yeterince uzun bir süre eşleşiyorsa (yukarıdaki çalışmaya göre yaklaşık dört ay sürmektedir), tutumlarınız da değişecektir.

-mış gibi yapmayın. İstediğiniz kararı verin. Sonunda, bu karara bağlılığınız ve azminizle alışacaksınız. Bu sahte olmak değil, aksine niyetle, kesin bir amaçla yaşamak. Öyleyse bu meydan okuma tam olarak ne?

İnsanların önünde bir karar verin. Bu konuda aceleci ya da düşüncesiz olmayın. Bir an için düşünün. Bir plan yapın! Bu planın ayrıntılı olması gerekmiyor. En azından, sahip olduğunuz hedefi ve daha büyük hedefinize ulaşmak için gerekli olabilecek birkaç alt hedefi düşünün. Araştırmalar plansız ödül arayışının dürtüsel davranışa giden en hızlı yol olduğunu bulmuştur. Tersine iş görmeyin ama halka açık bir karar verin. Ardından, taahhüdünüzün başarısını kaçınılmaz kılan koşulları yaratın. Kendinize "kaçış yolu" bırakmayın.

Vicdanınıza cevap vermeyi alışkanlık haline getirin, asla onun sesini boğmaya çalışmayın.
Bu izlenimlere göre hareket ettiğinizde göreceksiniz ki hızla daha büyük ve daha cesur kararlar vereceksiniz. Özgüveniniz artacak. Sürekli olarak daha güçlü bir konumda olacağınızdan daha güçlü kararlar alacaksınız.

En iyi yeteneklerin kariyer platformu toptalent.co'ya üye ol, Türkiye'nin ve dünyanın en iyi şirketlerinin iş, staj ve kariyer fırsatlarını keşfet.


İLGİNİ ÇEKEBİLECEK İŞ İLANLARI

POPÜLER MAKALELER

bimilim