Jeff Bezos'un Hayat Rehberi

Yazar: Toptalent

İşte Amazon CEO’su Jeff Bezos’tan, ilham almaya, iş-sosyal yaşam dengesine ve nasıl mucit olunacağına dair tüyolar. Bir de kendi roketinin atılışında şampanyayla ıslatılmanın nasıl bir his olduğuyla da ilgili. Dünya’nın en zengin insanı bu hafta sonunda Los Angeles’taki Summit Series’te eşi benzeri olmayan bir derecede samimiyet sergiledi.

Jeff’i bu kadar savunmasız kılan neydi peki? Çünkü onunla röportajı yapan kardeşi Mark Bezos’tu. Bezos’ların aile fotoğraflarının olduğu bir fona kurulan gösterişli Orpheum Tiyarosunda, Jeff kendi felsefesini anlattı.

Jeff’in lise veda konuşmasındaki son satır: “Uzay son duraktır. Benimle orada buluşun.” diyor ve Star Trek mottosunu bir eylem çağrısına dönüştürüyor.

Bu kadar becerikli olmayı nasıl öğrendi: Jeff dört yaşından on altı yaşına kadar her yazını ‘Pop’ diye seslendiği büyükbabasının ıssız çiftliğinde geçirmiş. Dışarıdan herhangi bir yardım erişimi olmadan ‘Pop’un sorumluluğunu üstlenmek zorundaymış. Jeff böyle söylüyor.  Pop kendi iğnelerini yapmaktan sığırların yaralarına dikiş atma gibi veterinerlik işlerine kadar kendi halletmiş. Jeff ise bir yazını Pop’un 5000 dolara aldığı (tamamıyla bozuk olduğu için epey ucuz) eski bir traktör zinciri kurma aletini tamir ederek harcamış.  Tamir etmek için büyük, posta siparişi dişlileri geldiğinde hareket ettiremeyecek kadar ağır kalmışlar bunun üzerine de Pop kendi minyatür vincini yapmış. “ Nasıl yapıldığını bilmediği büyük projeleri üstlenirdi ve sonra da hepsini yapardı.” diyor Jeff.

Esnek olmak üzerine: Pop bir keresinde başparmağının üst kısmını sıyırmış. Olay şöyle gelişmiş; hareket halindeki traktöründen atlayıp çiftliğin sürgüsünü araç kaymadan açmaya çalışmış fakat araç sürgüye toslamış ki bu da parmağını neredeyse koparıyormuş. Olayda parmağı ince bir deriyle etine tutunmuş fakat Pop o kadar sinirlenmiş ki sarkan kısmı sıyırıp çalıların arasına atmış sonra da hastaneye gitmiş. Parmağını tekrar birleştirtmek yerine Pop, doktorlara hızlı bir şekilde kalçasından eline deri nakletmelerini söylemiş. Jeff o zamanı belirgin bir şekilde hatırlıyor “parmağından tüy çıkardı.” Fakat şikâyet etmek yerine, Pop yüzüyle birlikte parmağını da tıraş edermiş. “Ne zaman bir aksilik olsa, direnç ve beceri sergileyip kutudan dışarı kendi yolunuzu çiziyorsunuz.” diyor Jeff.

Çocuk büyütme üzerine: Jeff ve eşi dört yaşından itibaren çocuklarının keskin bıçaklarla oynamalarına izin veriyorlar ve onlara elektrikli alet kullandırıyorlar çünkü onlara göre kendi canlarını acıtırlarsa öğrenmiş olurlar. Jeff karısının bakış açısını şöyle anlatıyor “ Beceriksiz bir çocuğa sahip olmaktansa dokuz parmaklı bir çocuğum olmasını yeğlerim.”

Romantik bir eş seçme üzerine: Jeff yuva kurmaya hazır hissettiğinde, arkadaşları ona bir sürü buluşma ayarlamış. Doğru kişiyi bulduğunu gerçek anlamda becerikli biriyle tanıştığında anlamış. “Beni üçüncü dünyaya ait bir hapishaneden kaçırabilecek bir kadın istiyordum.” diyor Jeff.

İşini bırakıp Amazon’a başlamaya nasıl karar verdi: Jeff Wall Street’te finans yazılım mühendisliği işinde çalışıyordu. Fakat 1994’te patronuna online kitap mağazası açmak istediğini söyledi. Patronu ise bunun oldukça iyi bir fikir olduğunu fakat “iyi bir işte çalışmayan biri için daha iyi bir fikir olduğunu” söyledi. Jeff kendine birkaç gün ayırıp “bunu düşünmenin en iyi yolunun hayatının gelecek 80 yılını hesaplamak” olduğuna karar verdi ve şu sonuca vardı “pişmanlıklarımı en aza indirmek. Pişmanlıklarınızı uzun bir liste yapmak istemezsiniz.” Yanlış yaptığınız için vicdan azabı çekebileceğinizi fakat pişmanlıkların çoğunun hoşlandığınız kişiye onu sevdiğinizi söylememek gibi atılmayan adımlardan kaynaklandığını dile getirdi. “Sonrası oldukça açıktı.” Amazon’u kurmak için işten ayrılmalıydı. “ Batarsa da 80 yaşıma geldiğimde böyle bir şey denediğim için çok gurur duyacaktım.”

‘Jeff Bezos’ olamasaydı ne yapıyor olurdu: “Sanırım en iyi ihtimalle çok mutlu bir yazılım mühendisi olurdum.” Diyor, makinalara ve yapay zekâya olan ilgisinin de peşinden giderek. Fakat şunu da itiraf ediyor : “ Barmen olmakla alakalı da bir fantezim var. Ustalık gerektiren kokteyllerimle övünüyorum.” Oldukça yavaş olduğunu söyleyerek uyarmadan da geçmiyor. Hayalindeki barın şöyle bir duyurusu olurmuş: “kokteylinizin iyi olmasını mı istersiniz yoksa hızlı olmasını mı?”

Haberlere olan kişisel bağı ve Washington Post’u satın almasının üzerine: Jeff şöyle dile getiriyor: “Pop, Watergate duruşmalarını (1973) sürekli takip ederdi.” Bu durum bilinçaltında araştırmacı gazeteciliğe ne kadar değer verdiğini etkilemiş olabilir ki bunu da 2013’te Washington Post’u devralarak gösterdi.

Uzay yolculuğuna olan ihtiyaç ve roket firması Blue Origin üzerine: “Dünya’yı kurtarmak için uzaya gitmeliyiz.” diyor Jeff, “biraz acele de etmeliyiz” diye ekliyor. Hâlâ plan A ve B’nin Dünya’yı yaşanır kılmak için çevreyi korumak olması gerektiğine inanıyor. “ Güneş sistemimizdeki her uyduya robotik uzay roketleri gönderdik. En iyisi bizimki. Buna yaklaşan bile yok.”

Uzay girişimciliği üzerine: Uzayın fırsatlarını açan anahtar, nesneleri Dünya’nın yerçekimi kuvvetinden kurtarma fiyatının azaltılması. “ Başlama ücretini azaltmalıyız ki binlerce girişimci uzayda ‘startup’lar kurabilsin, aynı internette olduğu gibi” diyerek web şirketlerinin sabit sermaye ücretleri aşağı çekildiğinde popülerliğinin nasıl arttığına dikkat çekiyor.

Telefon bağımlılığı ve ‘multi-tasking’ üzerine: Mark kardeşi Jeff’in şaşırtıcı bir şekilde içinde bulunduğu zamana odaklandığını ve telefonu yüzünden çok nadir dikkatinin dağıldığını dile getirdi. Jeff durumu şöyle açıkladı: “Arkadaşlarımla ya da ailemle yemek yediğimde, o an ne yapıyorsam ona devam etmek isterim. Multi-task olayından hoşlanmam. O an e-posta okuyorsam onu okumak isterim.”  Jeff ‘multi-tasking’e karşı olan direnişini hayatının erken dönemlerinde sergilemiş. Montessori okulunda o gün için ayarlanan programın bir sonraki görevine geçmeyi reddetmiş, bu yüzden öğretmeni kelimenin tam anlamıyla o ve sırasını kaldırıp bir sonraki adıma taşıyacakmış. Sürekli bir şekilde ileri geri hareket etmektense, Jeff sıralı bir şekilde odaklandığını söylüyor ve ekliyor “Seri olarak ‘multi-task’ yapıyorum.”

İş – hayat dengesini nasıl sağladığı üzerine: “İş-hayat uyumu ifadesini seviyorum” diyor Jeff ve ekliyor “Denge mutlak bir değiş tokuşu simgeliyor.” Katkı sağladığını hissetmişse ve işte takımın üretken bir üyesiyse neler olduğunu şöyle dile getiriyor “Beni evimde daha iyi biri haline getiriyor. Evde mutluysam, bu beni daha iyi bir çalışan ve daha iyi bir patron yapıyor.” Çalışanlarının ya da ailesinin enerjisini tüketen biri olmayın. Jeff, sadece günün saatlerini nasıl dağıttığınızın değil, aynı zamanda enerjinizin o güne hevesle katılmaya yetip yetmeyeceğinin de önemli olduğuna inanıyor.

Nasıl mucit olunacağı üzerine: Hayat çok karmaşık olduğundan, sorunlara çözüm bulmak için alan uzmanı olmak zorundasınız. “ Fakat tehlike şu ki alan uzmanı olduğunuzda, o bilgiyle tuzağa düşebilirsiniz.” Çevrenizdeki şeylere çocuksu bir merakla yaklaşmalısınız. Mucitler acemi beynine sahip uzmanlardır diyor Bezos.

Sizi neyin tanımladığıyla ilgili: “Hepimiz kendi hayat hikâyemizi seçeriz. Bizi tanımlayan şeyler kendi seçimlerimizdir, bize verilen hediyeler değil. Seçimlerinizle yalnızca gurur duyabilirsiniz” diyor Jeff. Ya “kolaylık ve rahat” ya da “hizmet ve macera” dolu bir hayatı seçersiniz ve 80’inize geldiğinizde ikinci seçenekten daha çok gurur duyarsınız.

Ve son olarak, konuşma boyunca en akılda kalan sözü: Blue Origin Shepard yeniden kullanılabilir roketi, başarılı bir şekilde iniş yaptığında roket istasyonunda hazırlanan kutlama için şunu söyledi: “Cowboy şapkamda hâlâ şampanya lekeleri var. Dünyanın en güzel lekeleri.”

En iyi yeteneklerin kariyer platformu toptalent.co'ya ücretsiz üye ol!


POPÜLER MAKALELER

bimilim