Ofis Ortamınızın Üzerinizdeki Beklenmedik 5 Etkisi

Yazar: Güliz Başak Özkan

Ofis ortamının üretkenliğe olan etkisini bilmeyen yoktur. Mesela kötü aydınlatma hafızanızı negatif biçimde etkiler. Fakat ofisiniz beyninizi düşündüğünüzden daha fazla etkiliyor ve sizde olan bu etkileri gününüzün çoğunluğunu orada geçirdiğiniz için fark edemiyor olabilirsiniz. İşte, iş yerinizin davranışınızı değiştirebileceği beş yol ve eğer bu değişim olumsuzsa izleyebileceğiniz yollar.

Ofis Arkadaşlarınızın Negatif Ruh Halinden Etkileniyorsunuz

Çevrenizdekilerin davranışlarından etkilenme herkesin yaşadığı bir olaydır. Birçoğunuz böyle olduğunu düşünmese bile, beyinleriniz bir “kabile” bulmaya ve ona uyum sağlamaya programlıdır. Bunu da çoğunlukla ya etrafınızdakileri taklit ederek ya da düşüncelerinizi etrafınızdakilere uyumlu olacak şekilde değiştirerek yapıyorsunuz. Bu, derin ve evrimsel kökleri olan bir alışkanlıktır. Geçmişte, kabilesinden kopan insanlar hayati tehlikeler ile karşı karşıya kalabiliyorlardı. Sonuç olarak da yukarıda bahsedilen ve hâlâ içgüdüsel olarak da uygulanan savunma mekanizması gelişti.

Elbette, meslektaşınız size işinizi en iyi şekilde yapmak ve daha iyi bir insan olmak için ilham kaynağıysa eylemlerini kendi hayatınızda uygulamak yararlı olabilir. Fakat, ofisinizdeki insanlar sizi sürekli negatif muhabbetlere çekiyorsa daha çabuk yorulabilirsiniz. Eğer durumununuz böyleyse ofis içinde ve dışında optimistik ve motivasyonu yüksek insanlarla etkileşim kurun ve sizi daha da kötü hissettirenlerle etkileşimlerinizi sınırlamak için elinizden geleni yapın.

Serbest Masa Düzenine Geçtiniz

Çalışma alanınızda bir dereceye kadar özerkliğinizin olması üretkenliği ve pozitif ruh halini arttırabilir. Fakat, bu çalışma alanınızdan kişisel olmayan düzene geçtiğinizde, üretkenliğiniz birinci günden itibaren kişisel olmayan bir ofiste çalışmaya zorlanan başka bir gruba göre daha düşük bile çıkabilir. Bunun sebebi ise ayrıcalıklarınızdan vazgeçmenin beyninizde “yoksunluk” olarak algılanıyor olmasındandır. Bu zihniyet, sizin sahip olmadığınız şeylerin sürekli farkında olmanıza yol açar, motivasyonunuzu ve iyimserliğinizi azaltabilir.

Kişisel ve kalıcı masa düzeninizden şirketinizin teşvikiyle serbest masalara geçtiyseniz, dolabınızda veya çantanızda, bir fotoğraf veya kupa gibi, masanızı size özelmiş gibi hissetmenize yardımcı olacak birkaç kişisel eşya bulundurun. Ayrıca, ofisin kendisini poster ve bitkilerle süsleyerek daha kişisel hale getirebilirsiniz. 

Ofisinizde Yapay Işık Kaynağı Kullanılıyor

Araştırmalar gösteriyor ki çalışanlar, doğal gün ışığında strese ve öğleden sonra yorgunluğuna daha az meyillidir ve eksikliğinde yorgun veya kasvetli hissedebilir. Günışığı vücudunuzun biyolojik saati üzerinde büyük bir role sahiptir ve sizi uyanık ve enerjik hissettiren hormonların ve nörotransmiterlerin salınımını tetikler, bu da beynin odaklanma ve düşünme kabiliyetini geliştirir.

Eğer tek ışık kaynağınız floresan lambalardan geliyorsa, gün içerisinde yürüyüşlere çıkarak gün ışığından daha fazla yararlanmaya çalışın. Masanızda bulundurmak için doğal ışık lambası da satın alabilirsiniz. Bu lambalar doğal ışığı taklit eder ve sonuç olarak uyku hormonu olan melatonin üretimini sınırlar. Günışığı yoksunluğuna özellikle duyarlıysanız, D vitamini seviyenizin kontrol ettirmeniz veya takviye almanız yararınıza olabilir.

Mola Sisteminiz Size Özel Değil

Ofisinizde uzun süre masanızda kalmanız gerektiğinde bedelini beyniniz öder. İnsan beyni uzun süre boyunca derinlemesine odaklanamaz ve konsantrasyon yorgunluğu yaşayabilir. Beyin, yeniden şarj edilebilmesi için bir molaya veya odakta bir değişikliğe ihtiyaç duyar. Mesele şu ki, ideal mola rutini kişiden kişiye değişir. Bazı insanlar etrafta yürümeye ihtiyaç duyarken, diğerlerinin biraz hava alması veya bir bardak çay yapması gerekir. 

İşyerinizde mola süreleri sınırlıysa, masanızdan ayrılamadığınız zamanlarda minik aralar verin. Bir iki saatte bir ayağa kalkın, esneyin ya da bir dakikanızı nefes egzersizlerine ayırın. Bu, enerjinizin ve odaklanma becerinizin bir kısmını yenilemenize yardımcı olacaktır.

Ofisinizdeki Sebilin Bozulması Sebebiyle Yeterince Su İçmiyorsunuz

Beyniniz iyi çalışmak için sürekli su içmenize ihtiyaç duyar ve yine de pek çok kişi yeterince içmeyi unutur, bu da beyin fonksiyonunu önemli ölçüde sekteye uğratır. Araştırmalar %1 ila %3 oranında dehidrasyonun hafızayı ve konsantrasyonu etkilediğini, aynı zamanda baş ağrısına neden olduğunu ve hatta düşük ruh haline sebep olabileceğini göstermektedir.

Yeterince sıvı aldığınızdan emin olmak için yanınıza yeniden doldurulabilir bir matara veya şişe alın ve ortalama 8 saatlik bir iş günü boyunca 1.5 ila 2 litre arasında su almayı hedefleyin. Bitkisel çaylar da sıvı alımınızı arttırmanın harika bir yoludur. İçmek için susayana kadar beklemeyin, çünkü beyniniz o zamana kadar çoktan bedel ödüyor olacak. Nihayetinde, su beyninizin yakıtı sayılır ve verimli bir gün geçirmek için deponuzu doldurmanız gerekir.

En iyi yeteneklerin kariyer platformu toptalent.co'ya üye ol, Türkiye'nin ve dünyanın en iyi şirketlerinin iş, staj ve kariyer fırsatlarını keşfet.


POPÜLER MAKALELER

bimilim