Duygusal Zekaya Sahip Kişilerin İş Yerinde Yaptıkları 7 Şey

Yazar: Seren Tüsün

Duygusal zeka ve iş yeri gece ile gündüz kadar farklı görünebilirler fakat oldukça bağlantılılar. Kişisel farkındalık ve sosyal zeka birbirine benzer ve özellikle işinde önemi tartışmasızdır.

İnsanlar işle ilgili, para konusunda olduğu gibi hassaslardır; ikisininde kim olduğumuz ile ilgili manevi ve hiyerarşik bir açıklama olduğu varsayılabilir. Hepsi günlük yaşamın yüzeyinin altında kolayca kendini tohumlayabilen sıradan etkileşimlere karşı gereğinden fazla hassas olmamızı sağlayan çok sayıda öz bilinç, korku ve yansımaya yol açar.

Birçoğu için iş, bir sonuçtan çok bir kimliktir. Bize güven hissiyatı verir, birey olarak tanımlar ve bir gaye sunar. Niçin bazen bazı şeyleri kişisel algıladığımızı ve keyfi sonuçlara fazla bağlı kaldığımızı görmek oldukça kolay. Halbuki kariyerini çevreleyen bazı ortak kaygılara ulaşmanın başka bir yolu var. 

Duygusal zekaya sahip insanların farklı yaptığı şeyleri listeledik. İşte o 7 şey:

1. Üstlerine alınmazlar.

İnsanların iş yerindeki şeyleri kişisel algılama eğilimleri var, kendilerine karşı her türlü müdahalenin yetersizliklerinin bir işareti olduğunu ve daha da kötüsü ne kadar gereksiz olduklarını sanmaları gibi.

Üstüne alınmak; insanların onlarla ilgili olmayan şeyleri, kişisel algılamalarıdır. Bu, insanların bizim hakkımızda ne kadar düşündüğünü abartmamız durumu olan Sahne Işığı Etkisi (Spotlight Effect) gibidir. Duygusal zekaya sahip insanlar ön yargılarını gerçeklikten ayırabilir ve insanların onlara odaklanmadıklarının farkındadırlar.

2. Önemli olduklarını kanıtlamaya çalışmazlar.

İnsanların sürekli ne kadar yoğun ve stresli olduklarını anlatması, programlarının doluluğunu belirtmek için değil ne kadar gerekli ve önemli olduklarını vurgulamak için olabilir. Bu insanların aşırı derecede eleştirici olması olarak da sonuçlanabilir; sürekli nerede yanlış yaptığını vurgulamaları ve değillerse bile kendilerini otoriteli bir pozisyona sokmaları örnek verilebilir.

Duygusal zekaya sahip insanlar önemli olduklarını sadece öyle olduklarını bildikleri için gösterirler. Basitçe sonucu göstermenin, işi yapmanın zorluğundan bahsetmekten daha güçlü olduğunun farkındadırlar. Kendilerini takımın bir parçası olarak kanıtlamanın yolunun olumlu, destekleyici ve stresle başa çıkma yeteneklerini göstermekten ibaret olduğunu bilirler.

3. Kimliklerini tamamen işleri ile ilişkilendirmezler.

İnsanların nereli olduğundan sonra ilk sordukları şey yaptığın iştir, ki bu işin karmaşık bir şekilde ne kadar kimliğe bağlı olduğunun mükemmel bir örneğidir. Ancak durum bu iken işini kaybettiğinde, orta yaşta kariyer değişikliği yaptığında ne olur?

Cevap tabii ki; benliğinin bir kısmını da kaybettiğini düşünmendir. İnsanların bu kaybı yeni ve daha iyi bir iş bulma fırsatı olarak görmemesinin nedeni de bu korkudur.

Tabii ki bu işi yapmadan önce vardın ve sonrakinde de var olacaksın. Yaptığın iş senin bir parçan, bütününüz değil.

4. Saygı görmek için saygı gösterirler.

Herkes işte saygı görmek ister ancak sadece birkaçı saygı göstermenin öneminden bahseder. Eğer 25+ yıldır bu alanda çalışan birinin huzurundaysan ve sırf senin yenilikçi gidişatını etkileyecek diye karşındakinin fikirlerine ilgisiz davranıyorsan, onlara katılmasan dahi başkalarının fikirlerine de saygı duymayı öğrenmelisin. Bu, kendi fikirlerine saygı duyulması için de önemlidir.

5. Paralarının nereden geldiğini anlarlar.

Duygusal zeka sıklıkla temel farkındalık ile ilgilidir. Duygusal zekaya sahip insanların yaptıkları işin karşılığı konusunda daha temelli bir anlayışları vardır. Aldıkları paranın onlara bahşedilmediğinin, kazanmak için çalışmaları ve çalışmaya devam etmeleri gerektiğinin farkındadırlar.

Evet, zamanın ve yaptığın emek bir şeye değiyor ve bunun farkında olmalısın. Fakat bir şey katmadığın veya emek vermediğin sürece, karşılığını da alamayacağının farkında olmalısın. Hak ettiğin için bir maaşın var, sadece etrafta dolanman için para kaybedecekleri kadar paha biçilemez olduğun için değil. 

6. Kayıpları fırsat olarak değerlendirirler.

Birçok insan kaybetmekten çok korkar çünkü bunu karakterlerinin nihai durumu veya yargısı olarak görürler. Ancak buna farklı bakmak mümkün.

Örneğin; bir terfi alamadıysan, belki de o pozisyon için en uygun kişi olmadığın içindir. Eğer işini tamamen kaybedersen, belki de bu kendi işini kurmaya başlaman veya daha çok takdir edileceğin bir yerde çalışman için bir fırsattır. Kaybettiğin şey bir kayıp değil, tekrar denemek için bir fırsattır.

7. Alçak gönüllülüklerini korurlar.

Kariyerinde kullanabileceğin en çarpıcı ve güçlü tutum; alçak gönüllülüktür. Hangi posizyonda olduğuna, ne kadar kazandığına ve alanında ne kadar saygı gördüğüne bakmaksızın, eğer alçak gönüllülüğünü korumazsan başkalarının eleştirilerine ve fikirlerine duyarsız kalacaksın demektir. Bu da ilerlemenin önünde bir engel olacaktır.

Sırf daha doğru olmak istiyorlar diye alanındaki gelişmelere kapalı olan birinden daha çekilmezi yoktur. Alçak gönüllülük şu soruyu sorar: Doğru olmayı mı tercih ediyorsun yoksa iyi olmayı mı?

En iyi yeteneklerin kariyer platformu toptalent.co'ya üye ol, Türkiye'nin ve dünyanın en iyi şirketlerinin iş, staj ve kariyer fırsatlarını keşfet.


İLGİNİ ÇEKEBİLECEK İŞ İLANLARI

POPÜLER MAKALELER