İki Kat Daha Hızlı Öğrenmenize Yarayacak 10 Alışkanlık

Yazar: Aslıhan Aksoy

Bilim ve teknolojinin her gün daha da gelişmesiyle dünyamız da sürekli değişiyor. Yeni icatlar, akıllı cihazlar, yapay zekalar gibi gelişmelerle hayatımız da hızlanıyor. Geçen yıl göklere çıkarılan bir şeyin bu yıl değeri bile kalmayabiliyor. Dünya o kadar hızlı gelişiyor ve değişiyor ki, ayak uydurmak da bir o kadar zorlaşıyor. Çok uzağa gitmeye gerek yok, Facebook çıktığından bu yana sosyal medyanın nasıl geliştiğine bir bakın. Tabii bu akışa uymak, geride kalmamak adına yaptığımız ve öğrendiğimiz şeylerin hızını da iki katına çıkarmak gerekiyor. Ama endişelenmeye hiç gerek yok, basit birkaç alışkanlıkla bunun üstesinden gelebilmek mümkün:

1. Hızlı okuma yetinizi geliştirin.

Ne demişler, "Leaders are readers". Zaten başarılı girişimcileri takip ediyorsanız biliyorsunuzdur; çoğu, okumayı günlük alışkanlıkları, rutin işleri haline getirmiştir. Öyleyse başarının sırrı okumakta denilebilir mi? Kesinlikle. O zaman bu rekabete ayak uydurabilmenin ilk kuralı “çok okumak”tan geçiyor. Bir de bunu iki kat daha hızlı yaparsak tadından yenmez, öyle değil mi? 

Ortalama bir okuyucunun dakikada okuduğu kelime sayısı yaklaşık 200 ila 400 arasında. Buna karşılık uzman bir okuyucu dakikada 1000-1700 kelime okuyor. Aradaki farkla nasıl zaman kazanabileceğinizi hissediyorsunuz değil mi? Muazzam. Hayal etmesi bile güzel. Hızlı ve etkili okumanın değeri paha biçilemez. Hızlı okuma teknikleri de, kelimeleri tek tek okumak yerine metni gruplar halinde okuma, metni hızlıca gözle tarama ve satırları bir kalemle takip ederek gözlerin hareketine yardımcı olma gibi yetileri kapsıyor. 

Tabi hızlı okuma pratik gerektiriyor, hızlıca kazanılacak bir yetenek değil ne yazık ki. Ancak bunu bir alışkanlık haline getirdiğinizde bunun değerini hissedeceksiniz ve kısa zamanda çok daha fazla bilgi edinebileceksiniz. 

2. Öğrenme atmosferinizi kontrol edin.

Size de oldu mu hiç? Hani gün içinde bazı şeyleri öğrenmek en başta kolay gelir ama zaman geçtikçe veya o işi erteledikçe zorlaştığını, sanki o konuda yokuş çıktığınızı hissedersiniz. Çünkü hepimizin kendine ait uyku, vücut sıcaklığı, zihin açıklığı gibi biyolojik ritmi var. Bu ritminize göre zihnen en uyanık ve dikkatli olduğunuz zamanı bulun ve “öğrenme eylemi” için bu zaman dilimini kullanın.

Endişeli, düzensiz, karmaşık veya stresli ruh halleri ile ortamlar, içsel yaratıcılığınıza ve bilgi haznenize erişmenizi engeller. Kendinizi optimum bir öğrenme moduna sokmak için güvenli, uyumlu bir şekilde organize edilmiş ve rahat bir ortam seçin. Rahatlamanıza ve odaklanmanıza yardımcı olması için derin nefes almayı da unutmayın.

Oda sıcaklığının da öğrenmeyi etkilediğini gösteren araştırmalar var. Bu yüzden öğrenme yeteneğinizi optimize etmek için oda sıcaklığını 22 ile 27 derece arasında tutmaya çalışın. 

3. Not alın.

Not almak, beynimizin öğrendiğimiz bilgiyi analiz etmesine, aynı zamanda da depoladığı diğer bilgilerle sentezlemesine yardım ediyor. Öğrenme aşamasına geçmeden hemen önce küçük bir prova görevi görüyor. 

Yalnız, araştırmalara göre klavye ile not almaktansa elle, defterle, kalemle canlı canlı not tutmak bilgiyi hatırlamada daha başarılı oluyor. Bunun sebebi de, kağıda yazarken öğreneceğimiz bilgiyi kavramaya, elemeye, onu düşünmeye daha çok vaktimiz oluyor; bilgisayarda ise kendimizi çabuk düşünmeye zorluyoruz; yazdığımız şeyin anlamına değil, kelimesi kelimesine kopyalamaya odaklanıyoruz. 

Dolayısıyla öğrenme hızınızı artırmak için, el yazısı ile not almayı alışkanlık haline getirmeye çalışın. Bunun için daha da iyi bir tavsiye: “Evernote” gibi uygulamalar, kağıda yazdığınız notları tarayıp bilgisayara aktarabiliyor. Bu sayede hem el yazısı kullanarak öğrenmeyi hızlandırabiliyor hem de not aldığınız bilgiyi tüm cihazlarınızda senkronize edebiliyorsunuz. Hem yazıyı kaybetme veya yanınıza almama gibi problemleri de önlemiş oluyorsunuz. 

4. Öğrenme stillerini kombinleyin.

Hepimizin ayrı öğrenme tarzı var. Bu konuda bir yanımız daha kuvvetli oluyor. Örneğin kimisinin görsel, kimisinin işitsel hafızası kuvvetliyken bazıları da okuyup-yazarak daha çabuk öğrenebiliyor. Kimisi de “kinestetik öğrenme” dediğimiz duyumsal-bedensel öğrenmeye daha yatkın olabiliyor.

Sizin yönteminiz görsel öğrenme ise, görsel olarak sunulan yeni materyalleri, örneğin resimler, fotoğraflar, diyagramlar veya PowerPoint yoluyla öğrenmeyi çok daha kolay bulacaksınız. Dinleyerek öğrenmek size daha kolay geliyorsa podcastleri, röportajları ve sesli kitapları sevebilirsiniz. Yok ben gördüğüm bilgiyi okumalı ve onu yazarak öğrenmeliyim diyorsanız, sık sık not almak sizi öğrenme konusunda hızlandıracaktır. Eğer kinesteziye eğimli iseniz, ellerinizi kullanıp fiziksel olarak dokunabileceğiniz veya kendi yeteneğinizi deneyebildiğiniz bir yolla daha iyi öğrenebilirsiniz.

Size bu yöntemlerden hangisinin uygun olduğunu belirleyerek bilgiyi kendinize gerçek anlamda katmanın yolunu bulabilirsiniz. Bunu daha hızlı yapabilmek için de, tüm yöntemleri birleştirin. Örneğin, bir makaleden kodlama taktiklerini okuyorsanız, bunu kendinize yüksek sesle okuyun ve bunu yaparken bir zihin haritası çizin. Ardından hemen bunu kendi web sitenizde deneyin.

5. Zihinsel çağrışımlar yaratın.

Öğrenme hızınızı düşürmek için, yeni edindiğiniz bilgiyi daha önce öğrendiğiniz bir şeyle bağdaştırın. Örneğin baş harfleri kullanmak, kafiye oluşturmak gibi teknikler kullanın. Favori renklerinizle algoritmaları hatırlayacak yöntemler geliştirebilirsiniz veya müşterilerinizin ismini unutmamak için onların ilginç bir özelliğiyle beraber ismini hafızada tutabilirsiniz. Bunlar hep zihinsel çağrışım yöntemleridir. Bu yöntemleri çoğaltarak öğrenme hızınızı da bir o kadar artırabilirsiniz.

6. Beyninize egzersiz yaptırın.

Beyin de aslında vücudumuzdaki herhangi bir kas gibidir. Dolayısıyla ne kadar çalışırsa o kadar efektif olabilir. İşleyen beyin ışıldar. Bu yüzden sürekli yeni bir şeyler öğrenmeye çalışın. Kendinize meydan okuyun veya dikkatinizi, hafızanızı, bilişsel yeteneklerinizi ve beyin hızınızı artırmak için BrainHQ, Lumosity gibi eğlenceli kaynakları kullanın. Beyninize daha çok antrenman yaptırdığınızda öğrenme hızınız da aynı ölçüde artacaktır.

7. Alfa frekansta müzik dinleyin.

Başlıca dört çeşit beyin dalgası vardır: alfa, beta, delta, teta. Bunlardan “alfa”, konsantrasyonumuzun en iyi ve öğrenme yetimizin de en üst seviyede olduğu yaklaşık 8 ila 13 Hz arasındaki frekanstır. Bu frekans aralığında bir müzik dinleyerek, örneğin bu barok müzik olabilir, beyninizi alfa konumuna getirebilir, böylece öğrenmenizi geliştirebilirsiniz. Eğer barok müzik sevmiyorsanız bu ritimde başka bir müzik türü seçebilirsiniz. Tercih sizin, yalnızca öğrenme esnasında söz içermeyen, dikkat dağıtmayan müzikleri seçmeniz önemli, o kadar.

8. Pratiğinizi değiştirin.

"Çizginin Dışındakiler: Başarının Hikayesi." kitabı ile ‘Kasıtlı Uygulama’ yöntemini ilk kez popülerleştiren Malcolm Gladwell, kitabında müzisyenlerin ve atletlerin nasıl daha çabuk öğrenebildiğini bu yöntem ile açıklıyor. Bir yeteneği öğrenmeye odaklanıyor, konfor alanınızdan çıkıyor ve bu şekilde pratik yapıyorsunuz.

Daha da yeni bir araştırma, özellikle motor becerileri öğrenmeye çalışıyorsanız, pratiğinizi, yani öğrenme yönteminizi biraz değiştirerek öğrenme hızınızı artırabileceğinizi gösteriyor. Bunun sebebi de pratiği değiştirme sürecinin beyinde var olan hafızanın yeni bilgilerle pekiştirilmesi. Bu pekiştirme süreci için en ideal süre de ilk pratiğinizden sonraki 6 saat.

9. Aktif olarak katılın, deneyim kazanın.

Hiçbir şey öğrendiğiniz bilgiyi pratiğe dökerek pekiştirmek kadar başarılı olamaz. Kitaplardan, yazılardan edindiğimiz bilgileri uygulamaya geçirdiğimizde, yararlı ve kalıcı hale getirebiliriz.

Örneğin, hisse senedi yatırımı hakkında istediğiniz kadar bilgi edinebilirsiniz, ancak hisse senetlerinin ilk hisselerini satın alana kadar, sürecin gerçekte neyi gerektirdiğini öğrenemeyebilirsiniz. Bir diğer örnek yabancı bir dil öğrenmek olabilir. En etkili yolu, yerinde öğrenmektir, öyle değil mi? Örneğin, İspanyolca öğrenmeye çalışıyorsanız, İspanya'da birkaç ay geçirin ve oradayken İspanyolca dışında hiçbir dil kullanmayın. 

10. Öğrendiğiniz şeyi bir başkasına öğretin.

Çok kez duymuşsunuzdur, bir şeyi öğrenmenin en iyi yolu, onu bir başkasına öğretmektir. Bu gerçekten de çok doğru. Bu yöntemle öğrendiğiniz şey %90 daha kalıcı oluyor, özellikle öğrendikten hemen sonra uyguladığınızda.

Bilginizi birileriyle paylaştığınızda yalnızca onlara yardımcı olmuyorsunuz aynı zamanda ne kadar iyi öğrendiğinizi analiz edebiliyor, varsa eksik yerleri doldurabiliyorsunuz.

Bu 10 alışkanlığı öğrenme sürecinizle bütünleştirdiğinizde ne kadar hız kazandığınıza siz de şaşıracaksınız. 

En iyi yeteneklerin kariyer platformu toptalent.co'ya üye ol, Türkiye'nin ve dünyanın en iyi şirketlerinin iş, staj ve kariyer fırsatlarını keşfet.


İLGİNİ ÇEKEBİLECEK İŞ İLANLARI

POPÜLER MAKALELER

bimilim