Ofise Dönüş Sürecine Hazırlık İçin İpuçları

Yazar: Edanur Telci

Karantina kısıtlamalarının gevşetilmesiyle birlikte, dünya genelde neredeyse tüm şirketler, çalışanlarını ofislere geri çağırmaya başladı. Çoğu uzaktan çalışmaya devam etse de vaka sayıları düşüşe geçtikçe tüm şirketler normal düzenlerine geçecek.

Bazı çalışanlar artık evlerinden çıkmaya istekli olsa da, çoğu hâlâ endişeli. Ve eğer sen de onların arasındaysan, yalnız değilsin.

Özel bir şirket tarafından yapılan ankete katılan 1.000'den fazla çalışanın yüzde yetmişi, işe geri dönmeyi istemelerini engelleyen birkaç faktör olduğunu ve %51'inin en büyük endişesi olarak hastalanmaktan korktuğunu söylüyor. Diğerleri için, toplu taşımayı kullanma korkusu içinde.

Bu korkular ne şaşırtıcı ne de mantıksız. Evden çalışmanın zor olduğunu kanıtlansa da, iş yerine geri dönüş daha zor olabilir. Bu, kısmen, beyinlerimizin beklenmedik bir değişim anlamına gelmesinden kaynaklanmaktadır. Birkaç ay önce evde çalışmaya geçtiğimizde, bize yol gösteren birkaç emsal vardı. Yemek odalarının ofislere dönüşmesi bizim için oldukça yabancı ve farklıydı. Ama adrenalin başladığında daha becerikli, yaratıcı ve sonunda adapte olduk. Hiç yapmadığımız bir şeyi fethettiğimizde, sadece sonuç için değil, aynı zamanda bunu yapmadaki korku ve deneyimsizliğimizin üstesinden gelmediğimiz için de gurur duyduk.

Ancak işe geri döndüğümüzde, alışık olduğumuz ve tanıdık bir dönüş bekliyoruz. Beyinlerimiz, minimum zihinsel çaba ile rutin görevleri yerine getirmemize yardımcı olmak için yaptığımız kısayollardan oluşan bir otomatik pilot moduna sahiptir. Bu yüzden oraya nasıl geldiğini hatırlamadan işe gidebilirsin. Ancak, ofiste, beynin tanıdık bir rutinin otopilot versiyonuna ulaşırsa, yeni realiten tarafından kısa devre olacaktır. Bu olduğunda, “tanıdık yerde kaybolmuş” hissedebilirsin.

Örneğin; kahve almak için aralarında mesafe bulunan insan görüntüsü beynimizin beklediği şeylerle çelişecek bazı uygulamalardır.

Kendini ofise geri dönmeye hazırlamak için, stresi en aza indirgemek ve mümkün olduğunca çabuk uyum sağlamak için bazı yaklaşımları aşağıda listeledik.

1. Endişeni gözlemle ve takip et.

İşe geri dönmede, çok fazla bilinmeyen karşısında güvenli ve pozitif hissetme kaygını gizlemeye meyilli hissedebilirsin. İşe dönmekten endişe duyduğun dereceyi gizleme veya belli etme eğilimin ne olursa olsun, çok dikkatli ol. En önemlisi, bunun hakkında konuşacak birini bul. Bu senin yöneticin değilse, İK'da birisini dene veya terapiste başvurmayı düşün.

Yanlış yönetilen kaygı, hem sağlığın hem de önemli ilişkiler için istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Örneğin, uyumakta zorlanabilirsin. Bu yüzden stresini gözlemle ve takip et.

2. Sabır ve esneklik kazan.

Şirketinin uyguladığı protokollerin zaman içinde değişmesini beklemelisin. Yeni bilgilere ve değişen koşullara bazen deneme yanılma yoluyla, bazen anında uyum sağlamak gerekir. Beklentini sabır ve esneklikle yönet, böylece her şey değiştiğinde stres altında kalmamış olursun.

Şirketin değişimini “ne yaptığını bilmemek” olarak algılamamaya çalış. Beynin muhtemelen bilinen rutinlere otomatik pilot seçeneklerini taramaya devam edecektir; hatta yeni kısayollar oluşturma hızına şaşırabilirsin. Beklentilerini önceden belirleme. Böylece, daha az hayal kırıklığına uğrarsın.

Son olarak, özellikle şu anda yöneticinee karşı şefkatli ol. Seninkini yönetmene yardımcı olmanın yanı sıra, kendi geçişlerini yönetme konusunda ek baskı yaşadıklarını unutma. İnsanları güvenli ve üretken tutmak için neyin işe yarayıp neyin işe yaramadığını öğrenip ayarlayana kadar, herkesin ek empati ve çeviklik önlemlerine ihtiyacı olacaktır. Herkes birlikte öğrenirken işlerin pürüzsüzleşeceğine inan.

3. Neşe kaynağı ol.

Geçişi daha pürüzsüz hale getirmenin en iyi yollarından biri, bu durumu başkaları için daha iyi hale getirmenin yollarını bulmaktır. Bunun için ekibin arasında bir içtenlik duygusu yaratan sohbetler başlat. Espirili ve ilham verici hikayeler yeni bir topluluk duygusu doğurabilir.

Bu sırada hâlâ evden çalışan meslektaşlarına da dikkat et. Kendilerini dışlanmış hissetmeye başlayabilir veya yüz yüze fırsatları kaçırdıklarından endişe edebilirler. Bunları yapmak bir salgınla mücadele stresini ortadan kaldırmaz, ancak başkalarına ve süreçte kendine neşe getirdiğinde mücadeleyi daha az korkutucu hale getirecektir.

4. Daha büyük hikayeye odaklan.

Yeni normal hayata geçiş, bilinmeyen olasılıklarla dolu olacak. Bunların çoğu bizim kontrolümüz dışında. Dahası, geçiş her birimize farklı hissettirecek. Yükselişlerimiz ve düşüşlerimiz her zaman diğerlerininkilerle uyuşmayacaktır. Kendine şu soruyu sormayı dene:

Bir yıl sonra biri bana, ''Covid-19 dönemini yaşamak seni nasıl değiştirdi?'' diye sorarsa, nasıl bir cevap vereceğim?''

Yaşadığın zorluklardan bağımsız olarak, bunun olmak istediğin kişiyi nasıl şekillendireceğine sen karar ver. Bu olasılıkları her gün düşün ve ihtiyaç duyduğunda başkalarının umudunu güçlendirmelerine izin ver.

Unutma, tarihte benzeri görülmemiş bir an yaşıyoruz. Bu salgın dünyayı henüz anlamadığımız şekilde değiştirecek. Önümüzdeki bilinmeyenlerin çoğu olağanüstü bir fırsatı temsil ediyor ve her birimiz bu gelişmekte olan hikayede hangi rolü oynayacağımıza karar veriyoruz.

Bu hikaye boyunca ''birlikte'' kelimesinin tamamen yeni bir anlam kazandığı anlar için, işe geri dönüşümüz onu yeniden tanımlayacaktır. Sıra dışı bir şey olmasını sağlamak için bu süreçte sen hangi rolü oynayacaksın? 

En iyi yeteneklerin kariyer platformu toptalent.co'ya üye ol, Türkiye'nin ve dünyanın en iyi şirketlerinin iş, staj ve kariyer fırsatlarını keşfet.


İLGİNİ ÇEKEBİLECEK İŞ İLANLARI

POPÜLER MAKALELER