Topluluk Önünde Konuşmak İçin En İyi TED Konuşmacılarından 20 Tavsiye

Yazar: Deniz Kaya

Bir topluluğu büyüleme yeteneğinin gelişmesi için yıllar gereklidir. Ancak konuşma yeteneğinizi ve sunum becerilerinizi anında geliştirmek için bazı kolay yollar vardır. İşte size yeteneğinizi hazırlama, pratik yapma ve sürekli geliştirmek için birkaç temel ipucu.

Ek olarak da her ipucunun bir muhteşem TED konuşmacısına yönlendiren linki var!  Böylelikle sadece büyük konuşmacıları izlemeyecek aynı zamanda bilginizi de genişleteceksiniz.

1. Topluluğa her zaman evlerine götürecek bir şeyler verin.

Her zaman topluluğunuza hemen hemen anında yapabilecekleri spesifik bir şeyler sağlayın. Mesajınızın ne kadar ilham verici olduğu önemli olmadan, her topluluk kendi hayatlarında uygulayabilecekleri somut bir yol öğrenmekten memnun kalacaktır. İlham vermek güzeldir, ancak uygulama her şeydir: Asla, “Bu gece, bir çalışanınızın karşılaştığı zorluklar hakkında düşünün ve daha sonra yarın düşündüğünüz şeyleri yapın ve onu kurtarın.” demekten korkmayın. 

Dan Ariely’i kararlarımızı nasıl aldığımız hakkında konuşurken izleyebilirsiniz.

2. Sorulara cevap vermeyi ertelemeyin.

Sunumunuzun ortasında bir soru ortaya çıkarsa bu mükemmeldir: Bazıları sizi dinliyor! Bu yüzden fırsatı hemen değerlendirin. Eğer soruyu ilerleyen slaytlarda zaten cevaplandırdıysanız hemen ona ilerleyin (Eğer önceden bunun hakkında pratiğiniz varsa sizi zorlamayacaktır). En iyi sunumlar toplulukla konuşarak geçirilenlerdir. Tek taraflı olsa bile asla bu iletişime girme fırsatlarını kaçırmayın. Hiçbir zaman toplulukla aranızdaki ilişkiyi kesecek şeyler yapmayın. 

Mutluluk üzerinde konuşan Malcolm Gladwell’i izleyebilirsiniz.

3. Cevap veremeyeceğiniz bir soru sorun.

Bazen topluluğu harekete geçirmek için sorulan sorular onları zorlamaktadır. Bunun yerine cevap vermeyeceklerini bildiğiniz bir soru sorun ve ardından “Hiç önemli değil, bunun cevabını ben de bilmiyorum.” deyin. Nedenini açıklayın ve ardından bildikleriniz hakkında konuşun. Çoğu konuşmacı bütün cevaplara sahiptir. Sahip olmama nedeniniz ve bunu itiraf etmeniz sizi sadece insanlaştırmaz aynı zamanda bildikleriniz hakkında topluluğun daha fazla ilgi göstermesini sağlayabilirsiniz. 

Nigel Marsh’ı günlük hayat ve iş hayatı dengesi hakkında konuşurken izleyebilirsiniz.

4. Zihninizi besleyin.

Bazı hazırlık ipuçlarıyla başlayalım. Dopamin ve epinefrin zihinsel olarak farkındalığınızı harekete geçirmeye yardımcı olmaktadır. İkisi de proteinlerde bulunan tirozin adlı amino asitten gelmektedir. Bu yüzden en iyi halinize ulaşmadan önce yediğiniz yemeğin bol miktarda protein içerdiğine emin olun. Ayrıca son dakikaya kadar beklemeyin: Gergin olduğunuz zamanlarda, isteyebileceğiniz son şey yemek yemek olacaktır. 

Amy Cuddy’i vücut dilinin gücü hakkında konuşurken izleyebilirsiniz.

5. Biraz kortizol yakın.

Eğer endişeli veya stresliyseniz kortizol böbreküstü bezleri tarafından salgılanır. Yüksek düzey kortizol yaratıcılığınızı ve kompleks bilgileri işleyebilme yeteneğinizi sınırlar. Eğer kortizol etkisindeyseniz, topluluğu okumak ve ona göre davranmak neredeyse imkansız hale gelir. Kortizol yakmanın en kolay yolu ise egzersiz yapmaktır. İşe gitmeden önce egzersiz yapın, öğle yemeğine yürüyün ya da konuşma öncesinde spor salonuna gidin. 

Nilofer Merchant toplantılara gitme konusundaki konuşmasını izleyebilirsiniz.

6. Beklenmedik olaylar için iki tane plan oluşturun.

Eğer siz de, “Eğer?” sorularıyla kendinize anksiyete oluşturuyorsanız: Eğer PowerPoint sunumunuz çalışmazsa, sürekli sizi bölen biri olursa, ya da sunuma girişte düşerseniz? İki büyük korkunuzu seçin ve gerçekleşme olasılığına karşı plan oluşturun. Eğer projektör çalışmazsa ne yapabilirsiniz? Eğer konuşmanız uzun sürer ve sadece birkaç dakikanız kalırsa ne yaparsınız? Bu planları oluşturma çabanız boşa gitmeyecektir. Çünkü ne kadar çok zor durumlar hakkında düşünürseniz, o kadar çok beklenmeyen durumlardaki reaksiyon hızınız artacaktır. 

Simon Sinek’in iyi bir liderin bizi nasıl hissettirdiği konusundaki konuşmasını izleyebilirsiniz.

7. Ön rutin oluşturun.

Batıl inançlar korktuğumuz bazı şeyler için “kontrol” oluşturmaya yöneliktir (Şanslı çoraplar bir atletin performansını arttırmaz). Batıl inançlar oluşturmak yerine, duygusal olarak size yardımcı olan bir rutin yaratın. Önceden odaya girin ve görüş alanınızı kontrol edin. Mikrofon seviyelerine bakın. Sunumunuzu çalıştırın ve hazır olduğundan tamamen emin olun. Gerçekten yararlı olduğunu düşündüğünüz şeyleri seçin ve her seferinde onları yapın. Alışılmışlığın içerisinde rahatlık ve kendinize güveni bulabilirsiniz. 

Daniel Pink’i motivasyon üzerinde konuşurken izleyebilirsiniz.

8. Yedek bir amaç hedefleyin.

Belirli bir gruba hayırseverlik adına bir konuşma yapıyorsunuz diyelim ve sunumunuzun tek düze gittiğini fark ettiniz. Buna cevap olarak insanlar genellikle en zoru denerler ya da sadece pes ederler. Eğer ilk hedefiniz bir anlaşmaya varmaksa ve bunda başarılı olmadığınızı düşünüyorsanız, başka bir yöne amacınızı yönlendirin. Eğer istediğinizi elde edemiyorsanız neleri başarabilirsiniz? Böylelikle işler sizin istediğiniz yönde ilerlemediği zaman pozitif, odaklanmış ve konuşma oyununun en üstünde kalabilirsiniz. 

Brene Brown’un hassasiyetin gücü hakkındaki konuşmasını izleyebilirsiniz.

9. Gerçekten duygusal bir hikaye paylaşın.

Şimdi, anında sunumunuzu geliştirebilecek, alışılmadık yollara bakalım. Birçok konuşmacı yalnızca ne kadar yol kat ettiklerini vurgulamak için kendini küçümseyen hikayeler anlatır, ancak sadece hata yaptığınızı kabul etmek boşa harcamaktır. Bunun yerine bir hikaye anlatın ve duygularınızın sizi göstermesine izin verin. Eğer üzgünseniz öyle söyleyin. Eğer ağladıysanız öyle söyleyin. Yıkılmışsanız gösterin. Gerçek duygularınızı paylaştığınız zaman toplulukla anında ve uzun süreli bir bağ kurmuş olursunuz. Duygu her seferinde konuşma yeteneğiniz için bir kozdur. 

Elizabeth Gilbert’i yaratıcılık üzerinde konuşurken izleyebilirsiniz.

10. 10 saniye duraksayın.

2 ya da 3 saniye duraksayın ve topluluk sizin konuda yerinizi kaybettiğinizi düşünsün; 5 saniye duraksayın, topluluk bunun kasıtlı bir duraksama olduğunun farkına varsın; 10 saniyeden sonra ise mesaj yazan insanlar bile kendilerini telefonlarından kaldırmaya engel olamayacaklardır. Tekrar konuştuğunuz zaman, topluluk doğal olarak bu duraksamanın kasıtlı olduğunu ve kendinize güveni tam, başarılı bir konuşmacı olduğunuzu düşünecektir. Zayıf bir konuşmacı konuşmaya ara vermez; sadece kendine güveni tam olan konuşmacılar kendini sessizlikle güvenceye alır. Düşüncelerinizi toplamak için uzun bir ara verin ve topluluk otomatik olarak size konuşmacı olarak ekstra puan verecektir. 

Seth Godin’i düşüncelerini paylaşırken izleyebilirsiniz.

11. Kimsenin bilmediği bir şey paylaşın.

Kimse, birini “Geçen gün sunum yapıyordum ve sunum yapanın Gantt grafiğini cidden çok beğendim. ” derken çok duymamıştır ya da“Yüzün kızardığında, mide zarı renginin de kırmızıya döndüğünü biliyor muydun?” dediğini de aynı şekilde duyma olasılığı çok düşüktür. Şaşırtıcı bir gerçeği ya da konu ile ilgili alışılmadık bir benzetme bulun. Topluluklar, kafalarını kurcalayan “Gerçekten mi? Vay be!” gibi şaşırtıcı şeyleri sevmektedir. 

Susan Cain’i içine kapanık olan insanların gücü hakkında konuşurken izleyebilirsiniz.

12. “Satış” yerine topluluğun yararına konuşun.

Çoğu insan, bir ürün veya hizmetini tanıtmak, yeni müşteriler kazanmak ve daha geniş bir ağ kurmak için konuşmalarından yararlanırlar. Bunu yapmayın. Sadece satış terimleriyle düşünmek zaten stresli bir duruma daha da çok stres katmaktadır. Bütün dikkatinizi topluluğun yararına vermeye çalışın; asla aynı anda birden fazla şey başarmaya çalışmayın. İnsanlara profesyonel ya da kişisel hayatlarında daha iyiye gitmelerine yardım ettiğiniz zaman, gereken satışınızı yapmışsınız demektir. 

Jason Fried’i işin gerçekten nerede gerçekleştiği hakkında konuşurken izleyebilirsiniz.

13. Bahaneler yaratmayın.

Şimdi yapmayı bırakmanız gereken şeylerden bahsedelim. Güvensizlik nedeniyle konuşmacılar bazı bahanelere yatkındırlar: “Hazırlanmak için gereken zamana sahip değildim.” Ya da “Bunda çok iyi değilim.” Bahaneler, topluluğun size daha çok esneklik tanımasına neden olmayacaktır. Ancak, insanları “Öyleyse neden vaktimi harcıyorsun?” diye düşünmeye itmektedir. Bahaneler uydurmamak için yapmanız gereken her şeyi yapın. 

Tom Wujec’i takım kurma hakkında konuşurken izleyebilirsiniz.

14. Hazırlığınızı sahnede yapmayın.

Mikrofonunuzu, sesinizi, ışıkları, kumandayı ya da sunumunuzu kontrol etmek için sahneye çıkana kadar beklemeyin. Eğer bu sistemleri yürüten insanlar varsa ters giden herhangi bir şey olmasına karşın onlarla konuşun. Eğer bir şeyler ters giderse de gülümseyin ve başkaları sorunu düzeltmeye çalışırken kendine güvenen bir görünüş sergilemeye çalışın. İşler ters gittiğinde nasıl tepki verdiğiniz çok önemlidir. 

Sherly Sandberg’i kadın liderler hakkında konuşurken izleyebilirsiniz.

15. Slaytlarınıza çok yüklenmeyin.

İşte size basit ve pratik bir kural: Topluluğunuzun yaş ortalamasının iki katı kadar font boyutunu ayarlayın. Kabaca ifade edersek, bu font büyüklüğünüzün 60 ile 80 arasında olması demektir. Eğer bir slayta daha fazla sözcük sığdırmak istiyorsanız, bu aktarmak istediğiniz mesajı öz bir şekilde vermiyorsunuz demektir. 

Michael Porter’ı sosyal problemleri çözme hakkındaki konuşmasını izleyebilirsiniz.

16. Asla sunum sırasında slaytınızı okumayın.

Topluluğunuz anında slaytınızı gözden geçirebilmektedir; gerçekten okumaları gerekliyse onları kaybedebilirsiniz. Eğer slaytları siz okursanız kesinlikle onları kaybedersiniz. Slaytlarınızın, bazı önemli noktaları vurgulaması gerekir. Daha fazlasına ihtiyaç duymayın ve dinleyicileri konuşmanıza odaklayın

Kelly McGonigal’ı stresle başa çıkma konusunda konuşurken izleyebilirsiniz.

17. Dikkat kazanmaya odaklanın.

Şimdi, hemen başlamanız gereken birkaç şeye bakalım. “Telefonlarınızı kapatın” oyununu oynamak yerine, tüm dikkatlerini kazanmaya odaklanın. Çünkü asla telefonlarını kapatmayacaklardır. Sunumunuzu oldukça ilgi çekici, eğlendirici ve ilham verici yapın. Böylelikle insanlar tüm dikkatlerini verebileceklerdir. Dinlemek topluluğun işi değildir: onların dinlemesini sağlamak sizin görevinizdir. 

Steve Jobs ölmeden önce yaşamak hakkında konuşurken izleyebilirsiniz.

18. Topluluğun sorularını yineleyin.

Mikrofonlar mevcut değilse, nadiren bir dinleyicinin sorduğu soruyu diğerleri duyabilir. Her zaman sorulan soruları tekrarlayın ve cevap verin. Bu sadece nazik değil, aynı zamanda her soruyu cevaplamak için düşünürken size biraz daha fazla zaman sağlaması için harika bir yoldur. 

David Blaine nefesinizi tutmanız hakkında konuşurken izleyebilirsiniz.

19. Söylediklerinizi tekrarlayın.

Topluluğunuz muhtemelen söylediklerinizin sadece yarısını duymaktadır, bu duyduklarını ise kendi bakış açılarından süzerler. Bu yüzden anahtar noktaları tekrarlayacak ve vurgu yapacak bir yapı yaratın. Öncelikle bir noktayı açıklayın, daha sonra bu noktanın nasıl uygulanacağı hakkında örnekler verin ve sonunda ise topluluğa bu konuya bağlı olarak birkaç eylem adımı sağlayın. Kimsenin söylediklerinizi tam hatırlamayacağı için, tekrarlayacağınız şeylerin akılda kalma ve uygulanma olasılığı daha yüksektir.

Bu yüzden tekrarlayın! Richard St. John’u başarının sırları hakkında konuşurken izleyebilirsiniz.

20. Sunumunuzu her zaman kısa tutun.

30 dakikanız varsa 25 dakikasını kullanın. 1 Saatiniz varsa 50’sini. Her zaman topluluğun vaktini önemseyin ve erken bitirin. Ek olarak, bu sunumunuzu bilemek için sizi zorlar ve eğer sunumunuz beklenmedik bir yöne dönerse vitesi arttırmanıza olanak sağlar. Erken bitirin ve soruları alın ya da sunumdan sonra sizi görmelerini isteyin. Asla sunumu uzatmayın, oluşturduğunuz iyi niyet yok olabilir. 

Angela Lee Duckworth’u cesaretin gücü hakkında konuşurken izleyebilirsiniz.


POPÜLER MAKALELER

bimilim