Y Kuşağının İş Yerinde Talep Ettikleri Şeyler

Yazar: Gülçin Darçın

Yöneticilerin Y kuşağı'nın üretken yetenekler olmalarına nasıl yardım edebilecekleri konusunda genellikle hiçbir fikirleri yok.

Elektronik mürekkebin sonsuz okyanusları Y kuşağını daha üretken hale getirme problemine dönüştü. Bize yıllarca Y kuşağının heyecan verici ödevler, dünyayı değiştirme şansı, bir fark yaratma fırsatı vb. şeyler istediği söylendi. Bunlar şüphesiz ki doğru ama Y kuşağı iş yerinde gerçekte ne istiyor?

Oxford Economics (Oxford University ile ilgili bir araştırma firması) tarafından yapılan yakın tarihli bir araştırmaya göre, Y kuşağı tam olarak diğer çalışanların istedikleri şeyleri istiyor, yalnız bir farkla: iş yerinde daha az gürültü talep ediyorlar.

Çalışma katılımcılardan (Y kuşağı ve Y kuşağı olmayanlar) iş yerinde onlar için önemli olan şeyleri sıralamalarını istedi. Üçte ikisinden fazlası, ilk üç endişe olarak "odaklanma ve rahatsız edilmeden çalışma" şeklinde cevap verdi. Buna karşın katılımcıların %7'si ücretsiz veya ödenek sağlanan yiyecekler, iş yerinde bakım vb. gibi eşit ölçüde önemli bir takım imkanlar talep etti.

Y kuşağı bireylerinin (yönetim dışı katılımcıların yarısını oluşturan) iş yerindeki gürültüden daha fazla dikkatleri dağılıyor ve genel olarak bu bireyler ofis ortamındaki gürültülerden daha fazla rahatsız oluyorlar. Başka bir deyişle, gürültü genç yetenekler üzerinde büyük bir olumsuz etki yaratırken onları verimsiz ve mutsuz yapıyor.

Büyük sorular şunlar:

1. Çalışanların bu durumdan nefret ettiği düşünülürse, şirketler neden açık ofis planları oluşturmaya devam ediyor?
2. Çalışanları daha az üretken hale getirdiği kesin olduğu halde neden şirketler onları aşağı çekmiyor?

Cevap basit: "işbirliğinin" değerine körü körüne duyulan inanç.

İşte tarihsel bir benzetme. İlk Hristiyan misyonerler Hawaii'ye geldiklerinde, Avrupa'da giydikleri şeyleri giymek için ısrar ettiler: uzun iç çamaşırı ve sert yünlü giysiler. Tropikal bir iklimde bu şekilde giyinip fiziksel ya da zihinsel herhangi bir iş yapmanın ne kadar zor olduğunu hayal edebilirsin. Zorluğun da ötesinde bir çok kişi hastalandı ve bazıları sıcak çarpmasından öldü.

Bugün bu kıyafet kurallarının saçmalığı hakkında gülebiliyoruz ama o zaman misyonerler o kadar uygunsuz giyinmenin mükemmel nedenleri olduğuna inanıyorlardı. Bunun yapılacak olan doğru şey olduğuna inanıyorlardı. Günümüzde ise iş yeri kurallarına göre insanları birlikte küçük ve gürültülü bir ofise tıkıştırmanın, birlikte etkili bir şekilde çalışabilmelerini sağlamanın en iyi yoludur. Elbette saçma. Çok sayıda bilimsel çalışma, açık ofislerin tesis masraflarından tasarruf etmekten çok daha fazla paraya mal olan bir verimlilik felaketi olduğunu kanıtladı.

“İşbirliği” söz konusu olduğunda açık ofisler insanları diğer insanlara karşı zihinsel bariyerler yaratmaya zorlamaktadır. Çalışmanın önde gelen araştırmacılarından Edward Cone, “Sizden kaçınmak için çaresiz olan birisiyle işbirliği yapmak zor” diyor. Diğer baş araştırmacı olan Adrianna Gregory de ekliyor “Duvarlar ardında iyi komşular yaparsa, neden açık plan ofislere aşıklar?" Liderlik, ortam gürültüsünün olumsuz etkilerini küçümseme eğilimindedir.

Gerçekten de asıl sorun liderlik. Yöneticiler genellikle “açık ofis” planındaki özel ofisleri aldıklarından gürültüyü problem olarak görmüyorlar. Aslında durmak bilmeyen bir curcunanın “işbirliğinin” bir işareti olduğunu düşünüyorlar.

Oxford araştırmasına göre, Y kuşağının müzik dinlemek veya gürültüyü boğmak için masalarından ayrılmak gibi adımlar atmaları ve dikkat dağıtıcı şeyleri engellemeleri üretkenliklerini arttırıyor ve ruh hallerini iyileştiriyor.

Orta seviye yöneticiler çalışanların uzaktan (ve dolayısıyla kaostan uzak) çalışmalarına olanak sağlayarak ve mümkün olduğunda ses kirliliğini sınırlandırmak için ses yalıtımı, daha yüksek hücre duvarları ve beyaz gürültü jeneratörleri ekleyerek de çalışanlarına yardımcı olabilirler. Ancak en kolay pozitif değişim sadece bir dakika sürüyor ve hiçbir maliyeti yok.

Bu olumsuz durumları düzeltmek için:

1. Kulaklıklara veya görünür kulak tıkaçlarına izin verilmeli.
2. Kulaklık veya kulaklık takmış olan çalışanların rahatsız edilmemeleri sağlanmalı.

Bu "rahatsız etmeme" kuralı gereklidir çünkü onlar olmadan insanlar kulaklık kullanan kişinin dikkatini yüksek sesle bağırarak dağıtabilir ve bu rahatsız edilmek istemeyen kişilerin kulaklığa rağmen onları duyabilmelerine sebep olur. Bu sadece gürültü kirliliğini daha da kötüleştirir. Ofis politikasında yapılan bu 60 saniyelik basit değişiklik, dünyanın en ucuz ve en hızlı ofis üretkenliği artışı olabilir. Böylece herkesin mutluluğu ve işlerini yapma yetenekleri artacaktır. Özellikle de Y kuşağının!

En iyi yeteneklerin kariyer platformu toptalent.co'ya üye ol, Türkiye'nin ve dünyanın en iyi şirketlerinin iş, staj ve kariyer fırsatlarını keşfet.


İLGİNİ ÇEKEBİLECEK İŞ İLANLARI

POPÜLER MAKALELER

bimilim