Sevilen Mi Yoksa Korkulan Yönetici Mi Olmak Daha İyi?

Yazar: Toptalent

Sevilen mi, yoksa korkulan yönetici mi olmak daha iyi? Genelde yöneticiler işyerlerinde güçlerini ya da yetkinliklerini vurgular ki bu da iş arkadaşlarını ve ona bağlı çalışan kişileri yabancılaştırabilir.

Uzun yıllardır yapılan sosyoloji ve psikoloji araştırmaları gösteriyor ki lider yöneticiler, yetkinliklerini sergilemeye çalışmaktansa cana yakınlık göstermeye odaklandığında, daha etkileyici oluyorlar. Bir başka ifadeyle istedikleri işi daha kolay yaptırıyorlar ve sonuç alıyorlar. Bunu yapmak zor ama imkansız değil; kişiliğinize, yapınıza ve mizacınıza bağlı.

Liderlerin, yöneticilerin çalışanlardan yüksek performans elde edebilmeleri için insan faktörünü dikkate almaları, çalışanların, varlıklarını, kalplerini, ruhlarını (nefs) ve beyninlerini bir bütün olarak düşünmeleri gerekir. Çalışanları, verilen talimatları yerine getiren robot gibi gören yaklaşım; krize girdiğinde, darbenin nasıl oluştuğunu göremez.

Otoriter yönetici, beklediği disiplin, sessizlik, itaat, biat ve saygılı davranışları gördüğünde, performansın neden düştüğüne şaşırır. Yeterince çalışılmadığını, çalışanların iş yapmayı bilmediklerini düşünür. Süreçlere odaklanır; daha ayrıntılı ve katı kurallar koyar. İnisiyatif kullanmayı sınırlar.

Sonunda çalışanların büyük çoğunluğu “otoriteye” hizmet eder hale gelir ve otoriteyi mutlu etmeyi kendi değerlerinin ve iş etiğinin önüne koyarlar. Sertleşen otorite, çalışanlarda, bedbinlik, umutsuzluk, öfke, kötü niyetli itaat ve düşük güven oluşturur. Çalışanlar isteksizleşir, yetkinlik ve becerilerini kullanmamaya başlarlar. Orta kademelerde “boş verme” eğilimleri görülür.

İyi bir yönetici olmak istiyorsak “insan faktörünü” hiçbir zaman göz ardı etmememiz gerekir.


bimilim